Jack the Ripper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jack the Ripper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Haziran 2012 Pazartesi
Sherlock Holmes: Murder By Decree (1979)
Londra sokakları "Karındeşen" Jack cinayetleriyle sarsıldığı dönemde, Sherlock Holmes ve ortağı Watson konunun üzerine gittikçe, akıllara gelmeyecek büyüklükte bir komplonun varlığını tespit ederler.
Beğenmedim ben bu filmi. Sherlock Holmes, benim bildiğim ve hayal ettiğim danışman dedektiften ışık hızı uzaklıkta. Karındeşen Jack efsanesini de mason saçmalıklarıyla batırmışlar iyice. Zar zor bulduğum, izlemeye heveslendiğim filmin karşıma böyle çıkması bende çok büyük bir yıkım yarattı. Senaryoyu bir kenara atarsak, yapım yılına göre kamera açılarını beğendiğimi söyleyebilirim. Işık olayı pek olmamış ama korkutucu bir atmosfer yaratma çabasındaydılar sanırım...
IMDb: 7.1
5 Haziran 2012 Salı
Sherlock Holmes vs Jack The Ripper (2009)
Sene 1888, Londra'nın Whitechapel bölgesindeyiz; Sherlock Holmes ile Jack the Ripper (Karındeşen Jack)'ın peşindeyiz... Daha doğrusu Sherlock Holmes ile yardımcısı John Watson, Jack The Ripper'ın peşinde. Kimsenin yakalayamadığı Londra sokaklarında serbestçe dolaşan ve hayat kadınlarını öldüren Jack bir efsane olmuştur bilindiği üzere.
Türlü teoriler atılmış ortaya Jack hakkında, bunlardan biri de Jack the Ripper'ın kasap olduğu hakkında. Fark edilmeden cinayet işlediği için bölgeye yabancı olmayan biri olduğu tahmin edilmiş ve bu tahmine anatomi bilgisi de eklenince "kasap" teorisi yürütülmüştür, Whitechapel bölgesinde kasaplık yapan tek bir isim vardır; Jacob Levy. Ortaya atılan hikayelerden biri ise kısaca şöyle; Whitechapel bölgesinde yaşayan ve kasaplık işini yürüten, evli ve iki çocuklu, hayat kadın(lar)ı ile birlikte olmasıyla Frengi'ye yakalanmıştır. O zamanlar frenginin tedavisi olmadığı için hayat kadınlarına kin beslemiştir ve kontrolsüz öfke nöbetlerine kapılarak cinayet işlemeye başladı.
Oyun "kasap Jacob Levy" teorisi üzerine inşa edilmiş ve usta dedektifimiz de bu teorinin peşinden koşturulmuş. Oyunda cesetleri inceledikten sonra kurbanın nasıl öldüğünü anlamak için bazı cümleleri doğru şekilde sıralamak gerekiyor. Mantık yürüterek doğru cümleleri seçiyor ve kırmızıyla çevrili sonuçları yeşile döndürüyoruz. Ancak bu her zaman kolay olmuyor, oyun sizin düşüncenize karşı çıkarak farklı fikirlerde olabiliyorsunuz. Her cümleyi tek tek denemeniz bile gerekebilir; bu da bolca zaman gerektiriyor. Şahsım adına konuşmak gerekirse, kafadan salladığım olmuştur. Olmazsa olmaz bulmacalarımız kâh basit, kâh zor oluyor, saatlerce oyunun başında aynı bulmacayı çözmeye çalışabiliyorsunuz. Tatmin edici bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Gerçekteki kurbanların isimlerinin ve öldürülme şekillerinin oyuna uydurulmasıyla başarılı olmuş. Grafikler hakkında "berbat" ya da "muhteşem" denemez ama rahatsız etmeyen, oyunu rahat rahat oynamanızı sağlayan tatmin edici grafiklere sahip.
Efsane seri katil Jack the Ripper ve efsane dedektif Sherlock Holmes'un karşı karşıya gelmesiyle efsanevi bir oyun meydana gelmiş diyebilirim. Daha mükemmel bir oyun olamaz mıydı? Olurdu. Daha etkileyici bir senaryo yazılabilirdi ama çağırmadılar ki beni "yaz Watson!" diye...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


